TOPUK KANI VERMEMEK SUÇ MU? MAHKEME KARARI OLSA DAHİ KOLLUK (Polis-Jandarma) GÜÇ KULLANABİLİR Mİ?
Bir memur müvekkilime; "Topuk kanı alınmasına izin vermeyerek suç işliyorsun, bunu biliyorsun değil mi…" demişti. Ben size neyin suç olduğunu söyleyeyim;
1-) Sağlık sektörü çalışanlarının aşı-topuk kanını reddeden aileleri sık sık arayıp rahatsız etmesi; " TCK m. 123/1 "huzur ve sükûnunu bozmak suçunu oluşturur. Cezası; 3 aydan- 1 yıla kadar hapistir.
2-) Bu aramalarda tehdit var ise ve bu ses kaydı veya tanık ile ispatlanır ise; TCK m. 106 (Tehdit suçu) cezası 6 ay -2 yıl arası hapistir.
3-) Ailenin hastane de (Veya Sağlık Ocağında) güvenlikçiler (Veya polis) marifeti ile hapis tutulması TCK m.109 Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturur, cezası 1-5 yıl arası hapistir. Cebir, tehdit kullanılarak işlenir ise hapis cezası 2 yıldan başlar, silah ile veya birden fazla kişi tarafından işlenir ise ceza bir kat arttırılır.
4-) Kan ve DNA 6698 sayılı kanunun madde 6 ve devamı maddelere göre bir insanın en önemli kişisel verisidir. İzinsiz veya zorla alınması, izinsiz tıbbi deney ve bilimsel çalışmalarda kullanılması-işlenmesi, paylaşılması:
a-) TCK m. 86 (Kasten yaralama 1-3 yıl hapis)
b-) TCK. m. 90 (İnsan Üzerinde Deney 1-3 yıl hapis)
c-) TCK m. 135-139 (Kişisel Verilerin izinsiz alınması, yayılması, yayımlanması) kapsamında, 2-4 yıl arası hapis cezasını gerektirir. (Kan ve DNA; 6698 Sayılı KVKK m.6 vd. anlamında kişisel veridir.)
5-) Eğer bu suçlar kamu görevlisi tarafından işlenir ise, ceza yarı oranında arttırılır! Memura amiri tarafından verilen ve konusu suç teşkil eden emir (Yazılı alarak verilse dahi) yerine getirilemez, yerine getiren memur emri veren amir ile birlikte ceza alır. (TCK m.24)
6-) Memuriyet sırasında işlediği kasıtlı suç nedeniyle bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olan memurun görevine son verilir. (Devlet Memurları Kanunu; 657/5 ve devamı)
Ben şimdiye kadar (Ailelerin kapısına kolluk kuvvetleri ile dayanılıp, aile ağır sözler ile ikna edilemeye çalışılsa da) fiziksel şiddet uygulanarak (Cebren) topuk kanı alındığını duymadım, yukarıda da izah ettiğim gibi buna cesaret edilemez, böyle bir zorbalığın hukuki dayanağı ve geçmişte uygulaması yoktur. Tedbir kararını eline alan Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Hizmetler görevlisinin yapabileceği tek şey aileyi ikna etmek, edemez ise bir tutanak tutup geri dönmektir, onun işi burada biter.
Kolluk (Polis, jandarma, bekçi) ise zorla topuk kanı almak (Veya aşı yapmak gibi koruyucu hekimlik kapsamındaki şeyler için) cebir kullanamaz, kullanır ise yukarıda izah ettiğim suçları işlenmiş olur! Ne 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (Ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar hakkındaki Yönetmelikte), ne de 6284 Sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanunda (Ve diğer kanunlarda) koruyucu hekimlik bağlamındaki bu tür tıbbi müdahalelerde kolluğun cebir kullanabileceğine (Sonra çocuğun aileye iade edileceğine) dair bir hüküm yoktur!
Kolluğun tedbir kararını uygulamak için, ailenin kapısına giden sağlık ve sosyal hizmetler memurlarına eşlik etmesinin tek hukuki gerekçesi; olay çıkmasını engellemektir, kolluk burada memurları korumak ile yükümlü olduğu gibi, ilgili memurların fiziksel ve psikolojik şiddetinde de aileyi korumakla yükümlüdür.
Ancak bir gün gerçekten ailelerden şiddet kullanarak (Cebren) zorla topuk kanı alınmaya kalkılır ise; Devlet halkına karşı savaş açmış olur, bunun da sonuçları olur!
Bu yüzden özellikle kolluk güçleri (polis, bekçi ve jandarma) bu tip rüzgâr estirilen dönemlerde çok dikkatli olmalıdır, Milletin gözünde devlet polistir, jandarmadır, bekçidir, bu dönemler gelip geçer, siyasiler, masa başında oturan amirler değişir, ama memur yine memurdur, her zaman halk ile muhataptır, millet bir kere Devlete güvenini kaybeder ise, savaş afet, kargaşa dönemlerinde memur arkasında vatandaşı göremez, düzen bozulur, hatta Devletin bekası tehlikeye düşer!
https://x.com/ekonomibursa/status/1864597621693698457?s=46
Bir memur müvekkilime; "Topuk kanı alınmasına izin vermeyerek suç işliyorsun, bunu biliyorsun değil mi…" demişti. Ben size neyin suç olduğunu söyleyeyim;
1-) Sağlık sektörü çalışanlarının aşı-topuk kanını reddeden aileleri sık sık arayıp rahatsız etmesi; " TCK m. 123/1 "huzur ve sükûnunu bozmak suçunu oluşturur. Cezası; 3 aydan- 1 yıla kadar hapistir.
2-) Bu aramalarda tehdit var ise ve bu ses kaydı veya tanık ile ispatlanır ise; TCK m. 106 (Tehdit suçu) cezası 6 ay -2 yıl arası hapistir.
3-) Ailenin hastane de (Veya Sağlık Ocağında) güvenlikçiler (Veya polis) marifeti ile hapis tutulması TCK m.109 Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturur, cezası 1-5 yıl arası hapistir. Cebir, tehdit kullanılarak işlenir ise hapis cezası 2 yıldan başlar, silah ile veya birden fazla kişi tarafından işlenir ise ceza bir kat arttırılır.
4-) Kan ve DNA 6698 sayılı kanunun madde 6 ve devamı maddelere göre bir insanın en önemli kişisel verisidir. İzinsiz veya zorla alınması, izinsiz tıbbi deney ve bilimsel çalışmalarda kullanılması-işlenmesi, paylaşılması:
a-) TCK m. 86 (Kasten yaralama 1-3 yıl hapis)
b-) TCK. m. 90 (İnsan Üzerinde Deney 1-3 yıl hapis)
c-) TCK m. 135-139 (Kişisel Verilerin izinsiz alınması, yayılması, yayımlanması) kapsamında, 2-4 yıl arası hapis cezasını gerektirir. (Kan ve DNA; 6698 Sayılı KVKK m.6 vd. anlamında kişisel veridir.)
5-) Eğer bu suçlar kamu görevlisi tarafından işlenir ise, ceza yarı oranında arttırılır! Memura amiri tarafından verilen ve konusu suç teşkil eden emir (Yazılı alarak verilse dahi) yerine getirilemez, yerine getiren memur emri veren amir ile birlikte ceza alır. (TCK m.24)
6-) Memuriyet sırasında işlediği kasıtlı suç nedeniyle bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olan memurun görevine son verilir. (Devlet Memurları Kanunu; 657/5 ve devamı)
Ben şimdiye kadar (Ailelerin kapısına kolluk kuvvetleri ile dayanılıp, aile ağır sözler ile ikna edilemeye çalışılsa da) fiziksel şiddet uygulanarak (Cebren) topuk kanı alındığını duymadım, yukarıda da izah ettiğim gibi buna cesaret edilemez, böyle bir zorbalığın hukuki dayanağı ve geçmişte uygulaması yoktur. Tedbir kararını eline alan Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Hizmetler görevlisinin yapabileceği tek şey aileyi ikna etmek, edemez ise bir tutanak tutup geri dönmektir, onun işi burada biter.
Kolluk (Polis, jandarma, bekçi) ise zorla topuk kanı almak (Veya aşı yapmak gibi koruyucu hekimlik kapsamındaki şeyler için) cebir kullanamaz, kullanır ise yukarıda izah ettiğim suçları işlenmiş olur! Ne 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (Ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar hakkındaki Yönetmelikte), ne de 6284 Sayılı Ailenin Korunması Hakkındaki Kanunda (Ve diğer kanunlarda) koruyucu hekimlik bağlamındaki bu tür tıbbi müdahalelerde kolluğun cebir kullanabileceğine (Sonra çocuğun aileye iade edileceğine) dair bir hüküm yoktur!
Kolluğun tedbir kararını uygulamak için, ailenin kapısına giden sağlık ve sosyal hizmetler memurlarına eşlik etmesinin tek hukuki gerekçesi; olay çıkmasını engellemektir, kolluk burada memurları korumak ile yükümlü olduğu gibi, ilgili memurların fiziksel ve psikolojik şiddetinde de aileyi korumakla yükümlüdür.
Ancak bir gün gerçekten ailelerden şiddet kullanarak (Cebren) zorla topuk kanı alınmaya kalkılır ise; Devlet halkına karşı savaş açmış olur, bunun da sonuçları olur!
Bu yüzden özellikle kolluk güçleri (polis, bekçi ve jandarma) bu tip rüzgâr estirilen dönemlerde çok dikkatli olmalıdır, Milletin gözünde devlet polistir, jandarmadır, bekçidir, bu dönemler gelip geçer, siyasiler, masa başında oturan amirler değişir, ama memur yine memurdur, her zaman halk ile muhataptır, millet bir kere Devlete güvenini kaybeder ise, savaş afet, kargaşa dönemlerinde memur arkasında vatandaşı göremez, düzen bozulur, hatta Devletin bekası tehlikeye düşer!
https://x.com/ekonomibursa/status/1864597621693698457?s=46
X (formerly Twitter)
Avukat Cüneyt Bülent Şeker (@ekonomibursa) on X
TOPUK KANI VERMEMEK SUÇ MU? MAHKEME KARARI OLSA DAHİ KOLLUK (Polis-Jandarma) GÜÇ KULLANABİLİR Mİ?
Bir memur müvekkilime; "Topuk kanı alınmasına izin vermeyerek suç işliyorsun, bunu biliyorsun değil mi…" demişti. Ben size neyin suç olduğunu söyleyeyim;
1…
Bir memur müvekkilime; "Topuk kanı alınmasına izin vermeyerek suç işliyorsun, bunu biliyorsun değil mi…" demişti. Ben size neyin suç olduğunu söyleyeyim;
1…
Tabi bu iş cebir ve tehdit ile konuta zorla girmek sureti ile işlenirse ayrıca (TCK. m. 116) KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL SUÇU OLUŞUR CEZASI; 1 yıldan- 3 yıla kadar hapistir.
Forwarded from Doğal Doğum
https://chng.it/bLtpkNNPkZ
Kadınların hamilelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerinde ihtiyaç duyabilecekleri destek alma haklarını korumak için bir aradayız.
13 Aralık 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan “Gebe Okulları İle Doğuma Yönelik Hizmetlerin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, kadınların doğum sırasında seçtikleri profesyonellerden destek alma haklarını kısıtlayan bir madde içeriyor:
“Gebelere yalnızca sağlık meslek mensupları tarafından meslek tanımları çerçevesinde eğitim ve danışmanlık hizmeti verilebilir. İlgili sağlık meslek mensupları dışında herhangi bir meslek mensubu veya gerçek veya tüzel kişi tarafından gebelere danışmanlık, rehberlik, refakat veya koçluk (doula) gibi isimler altında hizmet verilemez.”
Bu madde, doğum süreçlerinde kadınlara rehberlik eden ebeler, doulalar, doğuma hazırlık eğitmenleri, hamilelik psikologları ve diğer doğum destek profesyonellerinin çalışmalarını neredeyse imkansız hale getiriyor. Aynı zamanda, Hasta Hakları Yönetmeliği ile korunan kadınların “refakatçi bulundurma hakkı” da bu düzenleme ile çelişiyor.
Doğuma Destek Neden Önemli?
Doğuma destek hizmetleri, kadınların doğum sürecine fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak hazırlanmasına yardımcı olur. Araştırmalar (Bohren vd., "Doğumda kadınlara sürekli destek", 2017, s. 3) bu tür sürekli desteklerin:
◦ Spontan vajinal doğum yapma olasılığını yükselttiğini,
◦ Doğum sırasında ağrı kesici, epidural, vakum veya forseps kullanımı gibi medikal müdahale ihtiyacını azalttığını,
◦ Sezaryen olma olasılığı düşürdüğünü,
◦ Doğumla ilgili olumsuz duygular yaşama olasılığını azaltıp, doğum deneyimini daha olumlu hale getirdiğini,
◦ Doğum sürelerini yaklaşık 40 dakika daha kısalttığını,
◦ Bebeklerinin doğumda beş dakikalık Apgar skorlarının düşük olma olasılığını azalttığını,
◦ Doğum refakatçiliğinin sezaryen doğumu %25, müdahaleli vajinal doğumu %10 ve ağrı kesici kullanımını %10 azaltabileceğini, (DSÖ, 2018, s.31)
◦ Erken doğum riskinin düşürülmesine katkı sunabileceğini, (“doula bakımı alan kadınların erken doğum yapma olasılığı yüzde 22 daha düşüktür”, Kozhimannil vd. 2016, s. 26)
◦ Gebelik ve doğum sürecinde stresi azalttığını,
◦ Kadınların doğum sonrası iyilik haline katkı sağladığını göstermektedir.
Ancak bu yönetmelik, kadınların doğumda çok yönlü destek alma hakkını sınırlandırıyor ve doğum süreçlerini daha zor hale getiriyor. Kadınların doğumda destek alma haklarının koşulsuz korunması bir insan hakkıdır!
Ne Talep Ediyoruz?
◦ Kadınların bireysel ihtiyaçlarına uygun olarak doğum sırasında seçtikleri herhangi bir kişiden birebir destek alma hakkının korunmasını,
◦ Yönetmeliğin ilgili maddesinin kaldırılarak kadınların destek alma haklarına getirilen bu kısıtlamanın sona erdirilmesini,
◦ Doğum destek profesyonellerinin (ebeler, doulalar, doğuma hazırlık eğitmenleri, hamilelik psikologları vb.) görev tanımlarının ve yeterlilik ölçütlerinin resmi olarak belirlenmesini istiyoruz.
Kadınların doğumda destek alma hakkını savunmak için imza atarak bize katılın!
Her kadın, doğum sırasında saygı görmeyi ve desteklenmeyi hak eder. Birlikte sesimizi duyuralım ve bu hakların korunmasını sağlayalım.
Kaynakça ve Dayanaklar:
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 Pozitif Doğum Deneyimi Rehberi
Türkiye Anne Dostu Hastane Katılımcı Rehberi (2016)
Uluslararası Doğum Girişimi
Hasta Hakları Yönetmeliği
Kadınların ve bebeklerin iyiliği için harekete geçin, imzanızla bu hakları koruyalım!
İmzanızı hemen ekleyin ve paylaşarak farkındalık yaratın.
Bizi sosyal medyada da destekleyebilirsiniz!
Instagram: @dogumadestekplatformu
Twitter: Doğuma Destek Platformu
https://www.instagram.com/dogumadestekplatformu?igsh=OHVoOTY3OWU5OGJ3
Kadınların hamilelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerinde ihtiyaç duyabilecekleri destek alma haklarını korumak için bir aradayız.
13 Aralık 2024’te Resmi Gazete’de yayımlanan “Gebe Okulları İle Doğuma Yönelik Hizmetlerin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, kadınların doğum sırasında seçtikleri profesyonellerden destek alma haklarını kısıtlayan bir madde içeriyor:
“Gebelere yalnızca sağlık meslek mensupları tarafından meslek tanımları çerçevesinde eğitim ve danışmanlık hizmeti verilebilir. İlgili sağlık meslek mensupları dışında herhangi bir meslek mensubu veya gerçek veya tüzel kişi tarafından gebelere danışmanlık, rehberlik, refakat veya koçluk (doula) gibi isimler altında hizmet verilemez.”
Bu madde, doğum süreçlerinde kadınlara rehberlik eden ebeler, doulalar, doğuma hazırlık eğitmenleri, hamilelik psikologları ve diğer doğum destek profesyonellerinin çalışmalarını neredeyse imkansız hale getiriyor. Aynı zamanda, Hasta Hakları Yönetmeliği ile korunan kadınların “refakatçi bulundurma hakkı” da bu düzenleme ile çelişiyor.
Doğuma Destek Neden Önemli?
Doğuma destek hizmetleri, kadınların doğum sürecine fiziksel, duygusal ve zihinsel olarak hazırlanmasına yardımcı olur. Araştırmalar (Bohren vd., "Doğumda kadınlara sürekli destek", 2017, s. 3) bu tür sürekli desteklerin:
◦ Spontan vajinal doğum yapma olasılığını yükselttiğini,
◦ Doğum sırasında ağrı kesici, epidural, vakum veya forseps kullanımı gibi medikal müdahale ihtiyacını azalttığını,
◦ Sezaryen olma olasılığı düşürdüğünü,
◦ Doğumla ilgili olumsuz duygular yaşama olasılığını azaltıp, doğum deneyimini daha olumlu hale getirdiğini,
◦ Doğum sürelerini yaklaşık 40 dakika daha kısalttığını,
◦ Bebeklerinin doğumda beş dakikalık Apgar skorlarının düşük olma olasılığını azalttığını,
◦ Doğum refakatçiliğinin sezaryen doğumu %25, müdahaleli vajinal doğumu %10 ve ağrı kesici kullanımını %10 azaltabileceğini, (DSÖ, 2018, s.31)
◦ Erken doğum riskinin düşürülmesine katkı sunabileceğini, (“doula bakımı alan kadınların erken doğum yapma olasılığı yüzde 22 daha düşüktür”, Kozhimannil vd. 2016, s. 26)
◦ Gebelik ve doğum sürecinde stresi azalttığını,
◦ Kadınların doğum sonrası iyilik haline katkı sağladığını göstermektedir.
Ancak bu yönetmelik, kadınların doğumda çok yönlü destek alma hakkını sınırlandırıyor ve doğum süreçlerini daha zor hale getiriyor. Kadınların doğumda destek alma haklarının koşulsuz korunması bir insan hakkıdır!
Ne Talep Ediyoruz?
◦ Kadınların bireysel ihtiyaçlarına uygun olarak doğum sırasında seçtikleri herhangi bir kişiden birebir destek alma hakkının korunmasını,
◦ Yönetmeliğin ilgili maddesinin kaldırılarak kadınların destek alma haklarına getirilen bu kısıtlamanın sona erdirilmesini,
◦ Doğum destek profesyonellerinin (ebeler, doulalar, doğuma hazırlık eğitmenleri, hamilelik psikologları vb.) görev tanımlarının ve yeterlilik ölçütlerinin resmi olarak belirlenmesini istiyoruz.
Kadınların doğumda destek alma hakkını savunmak için imza atarak bize katılın!
Her kadın, doğum sırasında saygı görmeyi ve desteklenmeyi hak eder. Birlikte sesimizi duyuralım ve bu hakların korunmasını sağlayalım.
Kaynakça ve Dayanaklar:
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 Pozitif Doğum Deneyimi Rehberi
Türkiye Anne Dostu Hastane Katılımcı Rehberi (2016)
Uluslararası Doğum Girişimi
Hasta Hakları Yönetmeliği
Kadınların ve bebeklerin iyiliği için harekete geçin, imzanızla bu hakları koruyalım!
İmzanızı hemen ekleyin ve paylaşarak farkındalık yaratın.
Bizi sosyal medyada da destekleyebilirsiniz!
Instagram: @dogumadestekplatformu
Twitter: Doğuma Destek Platformu
https://www.instagram.com/dogumadestekplatformu?igsh=OHVoOTY3OWU5OGJ3
Change.org
Kampanyayı İmzala
Kadınların Doğumdaki Haklarını Güçlendirmek İçin Hep Birlikte Hareket Edelim!
Su Asaad'ın tüm aşıları konu alan"SIVI" adlı kitabının tamamını bugün itibari ile Youtube üzerinden "sesli kitap" olarak dinleyebilirsiniz!
Seslendirme sanatçısı Devrim Aşkın Karasoy'a gönülden teşekkürler.
"Elinizdeki kitap, genç bir hanımefendinin yaşadıklarını ve öğrendiklerini, büyük bir gücün engellemeye çalışmasına rağmen ülkemizde ilk defa başka bir bakış açısı ile düzenlenen bir toplantıyı ve yaşananları anlatıyor...."
"Derdimiz, insanlara tecrübemizi aktarmak, bazıları gibi ilaç firmalarına uşaklık değil. HPV @$ısının tekrar gündeme geldiği bugünlerde Su Asaad hanımefendinin tecrübesini aktardığı bu kitabın anne, babalara, gençlere fikir vermesi bakımından çok önemli olduğu kanaatindeyim."
Prof. Dr. Alişan Yıldıran
Çocuk İmmünoloji-Alerji Mütehassısı
Youtube Sesli Kitap Bağlantısı: https://youtu.be/GA6gZy-xlbY?si=THsKuMz2kYwkORFD
Kitap satın alma bağlantısı:
https://www.smashwords.com/books/view/1610707
Seslendirme sanatçısı Devrim Aşkın Karasoy'a gönülden teşekkürler.
"Elinizdeki kitap, genç bir hanımefendinin yaşadıklarını ve öğrendiklerini, büyük bir gücün engellemeye çalışmasına rağmen ülkemizde ilk defa başka bir bakış açısı ile düzenlenen bir toplantıyı ve yaşananları anlatıyor...."
"Derdimiz, insanlara tecrübemizi aktarmak, bazıları gibi ilaç firmalarına uşaklık değil. HPV @$ısının tekrar gündeme geldiği bugünlerde Su Asaad hanımefendinin tecrübesini aktardığı bu kitabın anne, babalara, gençlere fikir vermesi bakımından çok önemli olduğu kanaatindeyim."
Prof. Dr. Alişan Yıldıran
Çocuk İmmünoloji-Alerji Mütehassısı
Youtube Sesli Kitap Bağlantısı: https://youtu.be/GA6gZy-xlbY?si=THsKuMz2kYwkORFD
Kitap satın alma bağlantısı:
https://www.smashwords.com/books/view/1610707
YouTube
Sesli Kitap “SIVI” Yazar: Su Asaad
“SIVI” Yazar: Su Asaad
Seslendiren: Devrim Aşkın Karasoy
Bölümler
Önsöz 00:03
Uyarı 03:54
Çığlık 04:44
Gluten 10:58
Süt Ürünü 12:33
Magnezyum 13:33
L-lysin 14:36
Alüminyum 27:23
Aşı Takip Sistemi 30:29
Carmen De Bolivar'daki Kadın Katliamı 33:59
Japonya…
Seslendiren: Devrim Aşkın Karasoy
Bölümler
Önsöz 00:03
Uyarı 03:54
Çığlık 04:44
Gluten 10:58
Süt Ürünü 12:33
Magnezyum 13:33
L-lysin 14:36
Alüminyum 27:23
Aşı Takip Sistemi 30:29
Carmen De Bolivar'daki Kadın Katliamı 33:59
Japonya…
❤1
Prof.Dr.Gülümser Heper;
COVID-19 aşısı olup “ANİDEN ÖLEN” 325 kişinin OTOPSİSİ (dünyanın en büyük otopsi serisi),
"Aşılamadan ÖLÜME kadar geçen ortalama süre 14,3 gündü"
“Ölümlerin %73,9'unun doğrudan COVID-19 aşısından kaynaklandığı bağımsız olarak değerlendirildi".
Başka kanıt ister misin TTB!!!
https://x.com/gulumser_heper/status/1858565777127084316?s=48&t=JeJrMny6iRXCBKBVLR3_Tg
COVID-19 aşısı olup “ANİDEN ÖLEN” 325 kişinin OTOPSİSİ (dünyanın en büyük otopsi serisi),
"Aşılamadan ÖLÜME kadar geçen ortalama süre 14,3 gündü"
“Ölümlerin %73,9'unun doğrudan COVID-19 aşısından kaynaklandığı bağımsız olarak değerlendirildi".
Başka kanıt ister misin TTB!!!
https://x.com/gulumser_heper/status/1858565777127084316?s=48&t=JeJrMny6iRXCBKBVLR3_Tg
❤1
Forwarded from Doğal Doğum
Emzirmeyi bırakmanın doğal yaşı 4-7 yaş arasıdır!
https://www.instagram.com/p/DEh9RmqNy5H/?igsh=dHZxMzN6ZTZtY3do
https://www.instagram.com/p/DEh9RmqNy5H/?igsh=dHZxMzN6ZTZtY3do
❤1
"Başhekim Özgen’in, laboratuvarın ihale sürecinde usulsüz taleplerde bulunarak sorunlar çıkardığı ve daha önce resmi yazılarla laboratuvar sorumlusu Prof. Dr. Alişan Yıldıran’ı görevden almak istediği biliniyordu.
Özgen'in, ihale süresi dolmadan yüzde 20 iş artışı talebinin reddedilmesi üzerine laboratuvarı kapılarını kırarak içeri girdiği ve laboratuvar personelini çalışamaz hale getirdiği gelen iddialar arasında."
https://www.akasyam.com/mobil/omu-tip-fakultesi-bashekimi-unsal-ozgenden-gece-yarisi-laboratuvar-baskini-197370/
Özgen'in, ihale süresi dolmadan yüzde 20 iş artışı talebinin reddedilmesi üzerine laboratuvarı kapılarını kırarak içeri girdiği ve laboratuvar personelini çalışamaz hale getirdiği gelen iddialar arasında."
https://www.akasyam.com/mobil/omu-tip-fakultesi-bashekimi-unsal-ozgenden-gece-yarisi-laboratuvar-baskini-197370/
Akasyam Haber
OMÜ Tıp Fakültesi Başhekimi Ünsal Özgen’den Gece Yarısı Laboratuvar Baskını!
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen, Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Teşhis ve Tetkik Laboratuvarı’na gece yarısı yaptığı baskınla büyük bir skandala imza attı.