Forwarded from Doğal Doğum
Emzirmeyi bırakmanın doğal yaşı 4-7 yaş arasıdır!
https://www.instagram.com/p/DEh9RmqNy5H/?igsh=dHZxMzN6ZTZtY3do
https://www.instagram.com/p/DEh9RmqNy5H/?igsh=dHZxMzN6ZTZtY3do
❤1🤮1
GELELİM MANDATORY-MECBURÎ HİKAYESİNE…
Yahu, askerliğin bile mecbur tutulmadığı (bedelli) 2024 yılında topuk kanı alınmasını, aşı yapılmasını mecburi tutmaya kalkan arkadaşlar, azcık okuyun, sorgulayın.
Dünyanın en önemli ülkesi (maalesef) İngiltere’de bunlar ‘tavsiye’ niteliğindedir. Bu belgeyi bir okuyun, imza isteniyor mu, cezai yaptırım vs. deniliyor mu? Aşağıdaki haritayı incelemenizi de istirham ediyorum, ülkemizde aşıların mecburi olduğunu iddia eden hukukçular var çünkü. (Harita)
GENOMİK DATA MAHREMİYETİ NE OLACAK?
Toplanan verilerin saklanması başlı başına bir sorundur, veri hırsızlığını engellemek son derece zordur, bu konuda devletlerin kaybettiği pek çok dava vardır.
Toplanan numunelerden WGS (whole genomic sequencings) yapılabildiğini bildiğinizden bile emin değilim. Şimdilik 5 hastalık tarıyoruz, sonra nasıl olsa maliyeti iyice düştü, WGS
yapalım derlerse ne yapacaksınız. Bakın İngiltere’de bu durum gündeme gelmiş bile.
Amerika’da ise açılan mahkemelerden sonra topuk kanı numunelerinin topluca imha edildiğini görüyoruz.
National Human Genome Research Institute’un bu konudaki sayfası göz açıcı, hatta daha evvel bilmediğim şu nokta çok mühim ‘De-identified biospecimens are not considered human subjects research; therefore, they are not subject to the informed consent requirements of the Common Rule’ Topuk kanı numunesi artık insan olarak kabul edilmediği için muvafakat almadan istediğiniz araştırmayı yapabilirmişsiniz. O kurumun ülkemizdeki karşılığı olan TÜSEB’in sitesine girip genom yazın bakalım genom mahremiyeti ile ilgili bir veri var mı?
BİRKAÇ DAMLA TOPUK KANINDAN NE OLUR CANIM?
1 Yenidoğancı arkadaşlara şu cümleyi okumalarını ve düşünmelerini naçizane tavsiye ediyorum ‘….repetitive exposure to painful heel-pricks has been linked with neurosensory impairment in premature babies’. Painful yaa. Birkaç damla topuk kanı travma olur mu imiş. Sizin topuğunuza vücut ağırlığınız ve cesametinizle orantılı bir uygulama yapalım bakalım, dayanabilecek misiniz? Üstelik annesinin sesini, kalp atışlarını duyarak yaşadığı, başka bir şey bilmediği, tamamen karanlık bir ortamdan, soğuk, gürültülü ve acı dolu bir ortama gelmiş, fizyolojik, immünolojik, nörolojik gelişimini tamamlamamış bir gariban, itiraz etme hakkı bile yok, yazarken bile tüylerim ürperiyor. Acaba o acı verici işlem, fizyolojideki en mühim kavramlardan biri olan ‘oksidatif strese’ dolayısı ile hipoglisemiye yol açar mı? Yenidoğan ve infant morbiditesi ve mortalitesinin mühim sebeplerinden biri olan ‘persistent fetal circulation’ primer pulmoner hipertansiyona, kalpteki deliklerin kapanmamasına (ASD, VSD, PDA), doğduğunda gayet iyi olan bebeğin birden hastalanmasına, yatış ihtiyacına sebep olabilir mi? Var mı bununla alâkalı bir çalışmanız?
2 Ya şu cümle? ‘The heel prick seems to be one of the most common painful methods of blood sampling in the infant population (bebeklerde en acı verici kan alma metodu)’. Şu cümleye neden ihtiyaç duyulmuş acaba? ‘The Polish Neonatal Society recommends using non-pharmacological methods of pain relief for heel puncture in newborns (ilaç olmayan ağrı gidericiler tavsiye ediliyormuş). Acaba birinci basamak sağlık hizmetleri, topuk kanı işlemi esnasında ağrı giderici ilaç vermediklerini beyan ediyor mu? Kontrol eden var mı? Ne kadar safsınız böyle?
3 Peki, sezaryenle doğmuş, üstüne bir xenobiotik olan ve aril hidrokarbon patikasını etkileyen K vitamini iğnesini, bir de hepatit b aşısı yaptığınız bebeğe bu acı verici işlemi (topuk kanı) yaptığınızda netice hastalanmak olmasın? Hastalandığı için yatırdığınız bebeğin hastanede daha fazla hastalanması, en azından anne sütünün kesilmesine yol açmasına ne buyrulur? Bu durumlardan bebek ve ailesi mi istifade eder, yoksa birileri iyi para kazanır mı
Yahu, askerliğin bile mecbur tutulmadığı (bedelli) 2024 yılında topuk kanı alınmasını, aşı yapılmasını mecburi tutmaya kalkan arkadaşlar, azcık okuyun, sorgulayın.
Dünyanın en önemli ülkesi (maalesef) İngiltere’de bunlar ‘tavsiye’ niteliğindedir. Bu belgeyi bir okuyun, imza isteniyor mu, cezai yaptırım vs. deniliyor mu? Aşağıdaki haritayı incelemenizi de istirham ediyorum, ülkemizde aşıların mecburi olduğunu iddia eden hukukçular var çünkü. (Harita)
GENOMİK DATA MAHREMİYETİ NE OLACAK?
Toplanan verilerin saklanması başlı başına bir sorundur, veri hırsızlığını engellemek son derece zordur, bu konuda devletlerin kaybettiği pek çok dava vardır.
Toplanan numunelerden WGS (whole genomic sequencings) yapılabildiğini bildiğinizden bile emin değilim. Şimdilik 5 hastalık tarıyoruz, sonra nasıl olsa maliyeti iyice düştü, WGS
yapalım derlerse ne yapacaksınız. Bakın İngiltere’de bu durum gündeme gelmiş bile.
Amerika’da ise açılan mahkemelerden sonra topuk kanı numunelerinin topluca imha edildiğini görüyoruz.
National Human Genome Research Institute’un bu konudaki sayfası göz açıcı, hatta daha evvel bilmediğim şu nokta çok mühim ‘De-identified biospecimens are not considered human subjects research; therefore, they are not subject to the informed consent requirements of the Common Rule’ Topuk kanı numunesi artık insan olarak kabul edilmediği için muvafakat almadan istediğiniz araştırmayı yapabilirmişsiniz. O kurumun ülkemizdeki karşılığı olan TÜSEB’in sitesine girip genom yazın bakalım genom mahremiyeti ile ilgili bir veri var mı?
BİRKAÇ DAMLA TOPUK KANINDAN NE OLUR CANIM?
1 Yenidoğancı arkadaşlara şu cümleyi okumalarını ve düşünmelerini naçizane tavsiye ediyorum ‘….repetitive exposure to painful heel-pricks has been linked with neurosensory impairment in premature babies’. Painful yaa. Birkaç damla topuk kanı travma olur mu imiş. Sizin topuğunuza vücut ağırlığınız ve cesametinizle orantılı bir uygulama yapalım bakalım, dayanabilecek misiniz? Üstelik annesinin sesini, kalp atışlarını duyarak yaşadığı, başka bir şey bilmediği, tamamen karanlık bir ortamdan, soğuk, gürültülü ve acı dolu bir ortama gelmiş, fizyolojik, immünolojik, nörolojik gelişimini tamamlamamış bir gariban, itiraz etme hakkı bile yok, yazarken bile tüylerim ürperiyor. Acaba o acı verici işlem, fizyolojideki en mühim kavramlardan biri olan ‘oksidatif strese’ dolayısı ile hipoglisemiye yol açar mı? Yenidoğan ve infant morbiditesi ve mortalitesinin mühim sebeplerinden biri olan ‘persistent fetal circulation’ primer pulmoner hipertansiyona, kalpteki deliklerin kapanmamasına (ASD, VSD, PDA), doğduğunda gayet iyi olan bebeğin birden hastalanmasına, yatış ihtiyacına sebep olabilir mi? Var mı bununla alâkalı bir çalışmanız?
2 Ya şu cümle? ‘The heel prick seems to be one of the most common painful methods of blood sampling in the infant population (bebeklerde en acı verici kan alma metodu)’. Şu cümleye neden ihtiyaç duyulmuş acaba? ‘The Polish Neonatal Society recommends using non-pharmacological methods of pain relief for heel puncture in newborns (ilaç olmayan ağrı gidericiler tavsiye ediliyormuş). Acaba birinci basamak sağlık hizmetleri, topuk kanı işlemi esnasında ağrı giderici ilaç vermediklerini beyan ediyor mu? Kontrol eden var mı? Ne kadar safsınız böyle?
3 Peki, sezaryenle doğmuş, üstüne bir xenobiotik olan ve aril hidrokarbon patikasını etkileyen K vitamini iğnesini, bir de hepatit b aşısı yaptığınız bebeğe bu acı verici işlemi (topuk kanı) yaptığınızda netice hastalanmak olmasın? Hastalandığı için yatırdığınız bebeğin hastanede daha fazla hastalanması, en azından anne sütünün kesilmesine yol açmasına ne buyrulur? Bu durumlardan bebek ve ailesi mi istifade eder, yoksa birileri iyi para kazanır mı
www.gidahareketi.org
Deli Dumrul’un topuğu, sizce kaç kuş vurabilirler? , Dr Alişan Yıldıran
❤7
4 Diyelim ki, daha bir aylık bir bebeğe topuk kanı testi ile kistik fibroz hastalığı teşhisi koydunuz, ter testi ile doğrulanması, testin iyi netice vermesi için ağırlığının 5 kg olması yani en az üç aylık olması lazım (bu testi bendeniz yapıyorum ve bu sorunlara bizzat şahid oluyorum), o bekleme sürecinde anne sütünün kesilmesi, anne ve babanın ailelerinde çıkacak münakaşalar için kim, ne yapacak?
Topuk kanı kistik fibroz hastalığı lehine çıktı. Genetik incelemeyi istediniz, ağır mutasyonun heterozigot olduğu anlaşıldı, yani bebek hasta olmayacak, yaşanacak sıkıntıya değiyor mu? Üstelik bu fikri edindiğim makalenin yazarının genetik değerlendirme hakkındaki şu cümlesi ‘we are learning that the links between genomic variants and disease are far less strong than we once thought (genomik varyantlar ile hastalık arasındaki bağlantı sandığımızdan daha zayıf)’ bana beş-on yıl sonra topuk kanı uygulamasının ne kadar ilkel olduğunun anlaşılacağını telkin ediyor.
Tamamını okuyun⬇️⬇️⬇️
https://www.gidahareketi.org/yazi-deli_dumrul_un_topugu_sizce_kac_kus_vurabilirler-932
Topuk kanı kistik fibroz hastalığı lehine çıktı. Genetik incelemeyi istediniz, ağır mutasyonun heterozigot olduğu anlaşıldı, yani bebek hasta olmayacak, yaşanacak sıkıntıya değiyor mu? Üstelik bu fikri edindiğim makalenin yazarının genetik değerlendirme hakkındaki şu cümlesi ‘we are learning that the links between genomic variants and disease are far less strong than we once thought (genomik varyantlar ile hastalık arasındaki bağlantı sandığımızdan daha zayıf)’ bana beş-on yıl sonra topuk kanı uygulamasının ne kadar ilkel olduğunun anlaşılacağını telkin ediyor.
Tamamını okuyun⬇️⬇️⬇️
https://www.gidahareketi.org/yazi-deli_dumrul_un_topugu_sizce_kac_kus_vurabilirler-932
www.gidahareketi.org
Deli Dumrul’un topuğu, sizce kaç kuş vurabilirler? , Dr Alişan Yıldıran
❤1
İlaç severlere okutmalı
70 yaşında erkek hasta. Hastanemiz doktorlarından birisinin babası.
-Hiç bir kalp hastalığı yok
-Bilinen kronik hastalık yok
-Alkol nadir, sigara yok
-Düzenli ilaç kullanmıyor
-Total kolesterol 326
-LDL: 234
-Şekeri: 102
Arkadaşım;
-ne yapcaz abi? Kolesterol ilacı alalım mı?
-Napcaz! ilaç kullanmayacağız tabi! Bak ne güzel bu yaşa kadar da gelmiş. Üstelik genel durumu da çok iyi. Allah uzun ömür versin.
-Abi aile hekimi çok korkutmuş babamı. Babam da okur araştırır entellektüel birisidir. Düşük söz Atorvastatin kullanalım istiyoruz.
-Valla siz bilirsiniz.
-3 hafta sonra hasta genel halsizlik, yürüyememe, tüm vücutta korkunç kas ağrıları ile geldi. Kanda
CK: 4670
Myoglobin: 15.000
Troponin: 8
AST: 468
ALT: 370
Creatinin: 1.8
Üre: 56
Tanı: Rabdomiyoliz (kolesterol ilacına bağlı kas erimesi). İlacın toksititesi nedeniyle hastanın kasları resmen parçalanmış. Kaslarda bolca bulunan CK (kreatinin kinaz) isimli bir enzim kana dökülür. Normalde 250’yi geçmemesi lazım. Ama bizim hasta 4670 ile geldi. Hastayı yatırdık. İlerleyen günlerde CK 6800’e kadar çıktı.
Arkadaşlar kaslar protein yapılıdır (miyoglobin) ve milyarlarca kas hücresinin parçalanması sonucu kana çok fazla hücre parçalanma proteinleri dökülür. Bu proteinler de gider böbrek süzme sistemini (nefronları) tıkar. Kaslar kendini tamir eder ama böbrek yetmezliğine bağlı kalıcı diyaliz en büyük korkumuz. Bekleme ve dua etme dışında şansımız neredeyse yok.
Hasta korkunç ağrılı ve de endişeli 3 hafta yaşadı. Ağrı kesicilerin çoğu da nefrotoksiktir. Sonunda CK’sı 500’ün altına düştü. Ancak Creatinini 4.7’ye kadar çıktı (5.0’in üzerinde genellikle diyaliz yapılır).
Çok şükür süreci dializsiz atlattık.
Aradan 2 yıl geçti. Amca 72 oldu. Creatin 2 civarında (1.1’in üstü yüksek). Yani o 3 haftalık kolesterol ilacı kullanımı sapasağlam hastayı kalıcı kronik böbrek yetmezliği yaptı. Diğer bir deyişle kalıcı sakatlığa neden oldu.
Peki firmaya dava açılabilir mi?
Avucunu yalarsın!
Adam prospektüse kapı gibi yazmış rabdomiyoliz yapar bu ilaç diye.
Peki ilacı yazan doktora dava açılabilir mi!
Valla açılabilir!
Sebep?
Doktor hastaya bu ilacın korkunç yan etkilerinden bahsetmediyse hastayı bilgilendirmediyse elbette açılabilir!! Bak firma uyarmış. Doktor uyarmamış derler.
Davaları boş verin size daha önemli bir şey söyleyeyim.
İşim gereği her gün sağlığını kalıcı bir şekilde aniden kaybedenlerle karşılaşıyorum.
Sağlığını aniden kaybedenler hiç bir parayla sağlığını yeniden kazanamaz.
Bedeniniz eşsizdir!
İlaç firmalarına bu eşsiz bedeni “ciro” yaptırma!!
(Not: olay kurgu değil gerçektir. İnanmayan gelsin doktor arkadaşımla tanıştırayım!)
Son olarak kolesterol ilaçları kolesterolü düşürüyor. Bunda şüphe yok! Ama kolesterolü düşürmenin faydası var mı? Benim on yıllarca araştırmalarıma, okumalarıma ve tecrübeme göre kolesterol düşürmenin net faydası yoktur.
https://x.com/drozcanyucel/status/1917828084675289201?s=46&t=JeJrMny6iRXCBKBVLR3_Tg
70 yaşında erkek hasta. Hastanemiz doktorlarından birisinin babası.
-Hiç bir kalp hastalığı yok
-Bilinen kronik hastalık yok
-Alkol nadir, sigara yok
-Düzenli ilaç kullanmıyor
-Total kolesterol 326
-LDL: 234
-Şekeri: 102
Arkadaşım;
-ne yapcaz abi? Kolesterol ilacı alalım mı?
-Napcaz! ilaç kullanmayacağız tabi! Bak ne güzel bu yaşa kadar da gelmiş. Üstelik genel durumu da çok iyi. Allah uzun ömür versin.
-Abi aile hekimi çok korkutmuş babamı. Babam da okur araştırır entellektüel birisidir. Düşük söz Atorvastatin kullanalım istiyoruz.
-Valla siz bilirsiniz.
-3 hafta sonra hasta genel halsizlik, yürüyememe, tüm vücutta korkunç kas ağrıları ile geldi. Kanda
CK: 4670
Myoglobin: 15.000
Troponin: 8
AST: 468
ALT: 370
Creatinin: 1.8
Üre: 56
Tanı: Rabdomiyoliz (kolesterol ilacına bağlı kas erimesi). İlacın toksititesi nedeniyle hastanın kasları resmen parçalanmış. Kaslarda bolca bulunan CK (kreatinin kinaz) isimli bir enzim kana dökülür. Normalde 250’yi geçmemesi lazım. Ama bizim hasta 4670 ile geldi. Hastayı yatırdık. İlerleyen günlerde CK 6800’e kadar çıktı.
Arkadaşlar kaslar protein yapılıdır (miyoglobin) ve milyarlarca kas hücresinin parçalanması sonucu kana çok fazla hücre parçalanma proteinleri dökülür. Bu proteinler de gider böbrek süzme sistemini (nefronları) tıkar. Kaslar kendini tamir eder ama böbrek yetmezliğine bağlı kalıcı diyaliz en büyük korkumuz. Bekleme ve dua etme dışında şansımız neredeyse yok.
Hasta korkunç ağrılı ve de endişeli 3 hafta yaşadı. Ağrı kesicilerin çoğu da nefrotoksiktir. Sonunda CK’sı 500’ün altına düştü. Ancak Creatinini 4.7’ye kadar çıktı (5.0’in üzerinde genellikle diyaliz yapılır).
Çok şükür süreci dializsiz atlattık.
Aradan 2 yıl geçti. Amca 72 oldu. Creatin 2 civarında (1.1’in üstü yüksek). Yani o 3 haftalık kolesterol ilacı kullanımı sapasağlam hastayı kalıcı kronik böbrek yetmezliği yaptı. Diğer bir deyişle kalıcı sakatlığa neden oldu.
Peki firmaya dava açılabilir mi?
Avucunu yalarsın!
Adam prospektüse kapı gibi yazmış rabdomiyoliz yapar bu ilaç diye.
Peki ilacı yazan doktora dava açılabilir mi!
Valla açılabilir!
Sebep?
Doktor hastaya bu ilacın korkunç yan etkilerinden bahsetmediyse hastayı bilgilendirmediyse elbette açılabilir!! Bak firma uyarmış. Doktor uyarmamış derler.
Davaları boş verin size daha önemli bir şey söyleyeyim.
İşim gereği her gün sağlığını kalıcı bir şekilde aniden kaybedenlerle karşılaşıyorum.
Sağlığını aniden kaybedenler hiç bir parayla sağlığını yeniden kazanamaz.
Bedeniniz eşsizdir!
İlaç firmalarına bu eşsiz bedeni “ciro” yaptırma!!
(Not: olay kurgu değil gerçektir. İnanmayan gelsin doktor arkadaşımla tanıştırayım!)
Son olarak kolesterol ilaçları kolesterolü düşürüyor. Bunda şüphe yok! Ama kolesterolü düşürmenin faydası var mı? Benim on yıllarca araştırmalarıma, okumalarıma ve tecrübeme göre kolesterol düşürmenin net faydası yoktur.
https://x.com/drozcanyucel/status/1917828084675289201?s=46&t=JeJrMny6iRXCBKBVLR3_Tg
X (formerly Twitter)
Dr. Özcan Yücel MD (@drozcanyucel) on X
Olgu sunumu;
70 yaşında erkek hasta. Hastanemiz doktorlarından birisinin babası.
-Hiç bir kalp hastalığı yok
-Bilinen kronik hastalık yok
-Alkol nadir, sigara yok
-Düzenli ilaç kullanmıyor
-Total kolesterol 326
-LDL: 234
-Şekeri: 102
Arkadaşım;
-ne yapcaz…
70 yaşında erkek hasta. Hastanemiz doktorlarından birisinin babası.
-Hiç bir kalp hastalığı yok
-Bilinen kronik hastalık yok
-Alkol nadir, sigara yok
-Düzenli ilaç kullanmıyor
-Total kolesterol 326
-LDL: 234
-Şekeri: 102
Arkadaşım;
-ne yapcaz…
❤9